Saglikta Siddete Hayir

Türkiye'de Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet: Prevalans, Nedenler ve Çözümler

Türkiye'de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, %50–90'lara varan yaygınlığıyla bir halk sağlığı krizi. Bu analiz; şiddetin boyutlarını, Beyaz Kod verilerini, OECD karşılaştırmasını, kök nedenlerini ve kanıta dayalı çözüm önerilerini bir araya getiriyor.

16 Ocak 2020
Dr. Emre Gecer
33 dk okuma

Merhaba arkadaşlar,

Bugün Türkiye’deki sağlıkta şiddet vakaları üzerine yazmak istedim. Çünkü bu konu artık yalnızca doktorların, hemşirelerin, acil tıp teknisyenlerinin, güvenlik görevlilerinin ya da hastane çalışanlarının kendi aralarında konuştuğu mesleki bir sorun olmaktan çoktan çıktı. Sağlıkta şiddet, doğrudan toplum sağlığını, sağlık hizmetine erişimi, hastanelerdeki bekleme sürelerini, hekimin hastaya ayırabildiği zamanı, sağlık çalışanlarının meslekte kalma isteğini ve nihayetinde hepimizin alacağı sağlık hizmetinin kalitesini etkileyen ciddi bir halk sağlığı krizine dönüşmüş durumda [1], [2].

Bir sağlık kurumuna hasta olarak girdiğimizde çoğu zaman kendi acımızı, kaygımızı, korkumuzu ve belirsizliğimizi taşırız. Bu çok insani bir durumdur. Ancak aynı anda o kurumun içinde, yüzlerce hastaya yetişmeye çalışan, dakikalarla yarışan, nöbet yorgunluğu taşıyan, karar hatası yapmamak zorunda olan ve çoğu zaman yoğun bir baskı altında çalışan sağlık personeli de vardır. Bu iki gerilimli dünya, doğru yönetilmediğinde çatışmaya açık hâle gelir. İşte sağlıkta şiddet dediğimiz olgu, yalnızca “bir kişinin öfkesini kontrol edememesi” ile açıklanamayacak kadar derin, karmaşık ve çok katmanlıdır.

Kaynak olarak incelediğim akademik analiz, Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti ulusal ve küresel bağlamda; prevalans, nedenler, riskli ortamlar, Beyaz Kod verileri, sağlık sistemi üzerindeki etkiler ve çözüm önerileri açısından ele alıyor. Bu yazıda ben de bu verileri okuyucu dostu bir dille özetlemek, ama konunun ağırlığını da hafifletmeden anlatmak istiyorum.

Sağlıkta şiddet nedir?

Sağlıkta şiddet denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak fiziksel saldırılar geliyor. Oysa kaynakta da vurgulandığı gibi sağlık çalışanlarına yönelik şiddet yalnızca darp ya da yaralama değildir. Hakaret, tehdit, bağırma, aşağılama, psikolojik baskı, cinsel taciz, mobbing, silahla tehdit ve en uç noktada ölümle sonuçlanan saldırılar bu başlığın içine girer [2], [3].

Bu nedenle sağlıkta şiddeti yalnızca “biri doktora saldırdı” şeklinde dar bir haber başlığına indirgemek yanlış olur. Bazen bir hemşireye bağırmak, acil serviste sekreteri tehdit etmek, güvenlik görevlisine saldırmak, hekime “seni bulurum” demek, ambulans ekibini olay yerinde sıkıştırmak ya da sağlık çalışanının kararını baskıyla değiştirmeye çalışmak da aynı şiddet ikliminin parçalarıdır.

Bu şiddetin en yaygın biçimi ise sözel ve psikolojik şiddettir. Çeşitli çalışmalarda sözel şiddetin %80–90’ların üzerine çıktığı, bazı çalışmalarda %99’a kadar bildirildiği aktarılmaktadır [2], [14], [16]. Beyaz Kod bildirimlerinin de çok büyük bölümü sözel şiddet içermektedir [16]. Bu oranlar bize şunu gösteriyor: Fiziksel saldırı haber olduğunda görünür oluyor; fakat sağlık çalışanlarının gündelik hayatında asıl yıpratıcı olan çoğu zaman sürekli hakaret, tehdit, bağırma ve aşağılanma ortamıdır.

Türkiye’de tablo ne kadar ağır?

Kaynak dosyada yer alan verilere göre Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet oldukça yüksek oranlarda görülmektedir. Türk Tabipleri Birliği’nin çalıştay raporlarına göre sağlık çalışanları arasında şiddete maruz kalma oranı %50 ile %75 arasında değişmektedir [2]. 2023 yılında hekimlerle yapılan bir ankette katılımcıların yaklaşık %90’ı meslek hayatları boyunca en az bir kez hasta veya hasta yakını tarafından şiddete maruz kaldığını, %60’ı ise son bir yıl içinde şiddet gördüğünü belirtmiştir [2].

Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın çalışmasında doktor ve sağlık çalışanlarının %69’u sağlıkta şiddete maruz kaldığını bildirmiştir [11]. 2015 tarihli ülke çapındaki bir araştırmada ise son 12 ay içinde işyerinde şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarının oranı %44,7 olarak bulunmuştur [12]. Başka bir çalışmada hekimlerin %83,3’ünün kariyerleri boyunca en az bir şiddet olayı yaşadığı rapor edilmiştir [13].

Bu veriler tek başına bile ürkütücüdür. Ancak daha da düşündürücü olan, bu olayların tamamının raporlanmıyor olmasıdır. Kaynakta da belirtildiği gibi şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının önemli bir kısmı olayı bildirmemektedir [2]. TTB’nin bir anketinde şiddet gören hekimlerin yaklaşık %66’sının herhangi bir bildirimde bulunmadığı aktarılmaktadır [2]. Bunun nedenleri arasında “nasıl olsa bir şey değişmeyecek” düşüncesi, misilleme korkusu, bürokratik süreçlerin zorluğu, zaman kaybı ve şiddetin mesleğin doğal bir parçası gibi görülmeye başlanması vardır [2], [10].

Bu durumda elimizdeki resmi veriler, aslında buzdağının yalnızca görünen kısmı olabilir.

Şiddet en çok nerede yaşanıyor?

Kaynağın en net bulgularından biri, sağlıkta şiddetin belirli birimlerde yoğunlaşmasıdır. Neredeyse tüm çalışmalar acil servislerin en yüksek riskli alanlar olduğunu göstermektedir [2]. Beyaz Kod bildirimlerinin yarısından fazlası acil servislerden gelmektedir; bazı çalışmalarda bu oran %54,7–%57,7 aralığında bildirilmiştir [16].

Bu şaşırtıcı değildir. Acil servis, sağlık sisteminin en yüksek gerilimli alanlarından biridir. Hasta veya yakını çoğu zaman panik hâlindedir. Bekleme süresi uzayabilir. Kritik hastalar vardır. Triyaj sistemi hastaları tıbbi önceliğe göre sıralar; fakat hasta yakını çoğu zaman bunu “biz bekletiliyoruz” şeklinde algılayabilir. Acil servis çalışanı aynı anda hem tıbbi karar vermek, hem iletişim kurmak, hem öfkeyi yönetmek, hem de kalabalığın baskısıyla baş etmek zorundadır.

Psikiyatri servisleri de yüksek riskli alanlar arasında yer almaktadır [2]. Poliklinikler, yataklı servisler, ameliyathaneler, ambulanslar ve saha hizmetleri de şiddet riski taşıyan alanlardır [4], [6]. Kaynakta özellikle kamu hastanelerinde şiddetin özel sektöre göre daha sık görüldüğü, bunun da hasta yoğunluğu, kaynak kısıtlılığı, bekleme süreleri ve sistemsel baskılarla ilişkili olabileceği belirtilmektedir [2], [10].

Bu nokta çok önemlidir: Sağlıkta şiddeti sadece “öfkeli hasta yakını” meselesi gibi görmek, sorunun sistemsel tarafını kaçırmak demektir. Kalabalık acil servisler, kısa muayene süreleri, yetersiz personel, yoğun nöbet düzeni ve bitmeyen hasta akışı, şiddetin ortaya çıkmasını kolaylaştıran zemini oluşturur.

Kimler daha çok şiddete uğruyor?

Kaynağa göre şiddete en sık maruz kalan meslek grupları arasında hemşireler ve hekimler öne çıkmaktadır [3]. ATTDER’in 2023 raporunda hemşirelerin %43,3, hekimlerin ise %40,9 oranında mağdur olarak bildirildiği aktarılmıştır [3]. Ancak farklı çalışmalarda hekimlerin daha yüksek oranda mağdur olduğu da belirtilmektedir [4]. Güvenlik görevlileri, acil sağlık hizmetleri çalışanları, eczacılar, veri kayıt personeli ve diğer sağlık personeli de şiddetten etkilenmektedir [3].

Cinsiyet açısından tablo daha karmaşıktır. Kadın sağlık çalışanlarının genel olarak şiddete ve özellikle cinsel tacize daha fazla maruz kaldığını gösteren çalışmalar vardır [2]. Buna karşılık erkek hekimlerin fiziksel şiddete daha fazla maruz kalabildiği de aktarılmıştır [2]. Beyaz Kod verilerinde mağdurların çoğunluğunun kadın olduğu görülmektedir [16].

Bu bize şunu söylüyor: Şiddetin türü, mağdurun mesleği ve cinsiyeti arasında farklı örüntüler olabilir. Hemşireler ve kadın sağlık çalışanları daha fazla sözel, psikolojik veya cinsel taciz riskiyle karşılaşırken; hekimler, özellikle karar verici pozisyonda oldukları için fiziksel çatışmaların hedefi hâline gelebilir. Bu nedenle çözüm stratejileri tek tip olmamalı; mesleğe, birime, vardiyaya ve cinsiyete duyarlı olmalıdır.

Şiddeti kim uyguluyor?

Şiddetin failleri çoğunlukla hastalar ve hasta yakınlarıdır [2]. Kaynakta özellikle hasta yakınlarının birçok çalışmada yüksek oranlarda fail olarak bildirildiği, bazı Beyaz Kod verilerinde ise hastanın kendisinin en sık fail olarak görüldüğü belirtilmektedir [16]. Fail profili açısından erkeklerin belirgin şekilde öne çıktığı; bir çalışmada şiddet uygulayanların %79,7’sinin erkek olduğu aktarılmaktadır [13].

Ancak burada dikkatli olmak gerekir. Bu veriler bize yalnızca failin kim olduğunu gösterir; neden şiddet uyguladığını tek başına açıklamaz. Çünkü şiddetin arkasında hasta yakınının panik hâli, hastanın ağrısı, madde kullanımı, ruhsal bozukluk, sağlık okuryazarlığı düşüklüğü, bekleme süresine tahammülsüzlük, gerçek dışı beklentiler veya sağlık sistemiyle ilgili yapısal memnuniyetsizlikler bulunabilir [2], [10], [16].

Bu, şiddeti mazur göstermez. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. Fakat etkili çözüm üretmek için sadece saldırgan kişiyi değil, saldırganlığı üreten zemini de anlamak gerekir.

Sağlıkta şiddetin en acı yüzü: Ölümler

Sağlıkta şiddetin en kabul edilemez sonucu, sağlık çalışanlarının görevleri başında hayatlarını kaybetmesidir. Kaynakta Dr. Ersin Arslan, Dr. Kamil Furtun, Dr. Ekrem Karakaya ve güvenlik görevlisi Tuğrul Okudan gibi isimler, bu trajedinin sembolleri olarak anılmaktadır [3], [6].

Bu isimler yalnızca tek tek olayların mağdurları değildir. Her biri, sağlık çalışanlarının “yardım etmek için bulundukları” bir ortamda hedef hâline gelebileceğini gösteren çok ağır toplumsal kırılmalardır. Bir hekimin, bir hemşirenin, bir güvenlik görevlisinin ya da bir acil sağlık çalışanının görevi başında öldürülmesi, yalnızca sağlık camiasını değil, bütün toplumu sarsması gereken bir olaydır.

Çünkü sağlık çalışanına yönelen şiddet, aslında sağlık hizmetinin kendisine yönelir. Acil serviste görev yapan bir hekimin öldürülmesi, sadece o hekimin hayatını almaz; o hekimin bakacağı binlerce hastanın gelecekteki sağlık hizmetini de eksiltir.

Beyaz Kod ne işe yarıyor, nerede yetersiz kalıyor?

Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının bildirilmesi için Beyaz Kod sistemi kurulmuştur. Bu sistemin amacı, şiddet, hırsızlık veya cinsel taciz gibi olaylarda hızlı müdahale sağlamak, güvenlik personelini ve idareyi haberdar etmek, adli süreci başlatmak ve sağlık çalışanına hukuki destek sunmaktır [1], [16], [29].

Bildirimler hastane içi 1111 kodu, 113 çağrı merkezi veya Sağlık Bakanlığı’nın Beyaz Kod web portalı üzerinden yapılabilmektedir [16].

Ancak kaynakta çok önemli bir sorun vurgulanıyor: Beyaz Kod sistemi olay sonrası çalışan bir mekanizmadır; yani daha çok reaktiftir [35]. Şiddeti önlemekten çok, şiddet yaşandıktan sonra süreci kayda geçirmek ve müdahale etmek için kullanılır. Ayrıca sağlık çalışanlarının önemli bir bölümü bu sistemin sonuç doğuracağına inanmamaktadır [2].

Beyaz Kod bildirimlerinin yıllar içinde ciddi biçimde arttığı da aktarılmaktadır. 2017’de 7.751 olan bildirim sayısının 2019’da 46.274’e, 2020’de 72.158’e ve 2021’de 101.984’e çıktığı belirtilmiştir [18]. Bu artış iki şekilde yorumlanabilir: Ya şiddet vakaları gerçekten artmaktadır ya da bildirim mekanizması daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Muhtemelen ikisi de kısmen doğrudur. Fakat raporlamama sorunu devam ettiği için, gerçek boyutu tam olarak görmek hâlâ zordur.

Kaynakta Sağlık Bakanlığı’nın, şiddet riski oluşmadan önce erken uyarı vermeyi amaçlayan “Gri Kod” mobil uygulamasını pilot olarak başlatmasının, Beyaz Kod’un sınırlılıklarını aşmaya dönük bir adım olarak değerlendirilebileceği belirtilmektedir [36].

Sorunun kök nedenleri: Bu sadece iletişim problemi mi?

Sağlıkta şiddet konuşulurken sık sık “iletişim eksikliği” vurgusu yapılır. Evet, iletişim önemlidir. Sağlık çalışanının hastaya bilgi vermesi, hasta yakınının süreci anlaması, belirsizliğin azaltılması, kriz anında doğru cümlelerin kurulması şiddet riskini azaltabilir [2].

Fakat kaynak metnin en önemli uyarılarından biri şudur: İletişim problemi çoğu zaman tek başına neden değil, daha derindeki sistemsel sorunların görünen yüzüdür.

Bir hekime 5 dakika muayene süresi ayrılıyorsa, poliklinik kapısında onlarca hasta bekliyorsa, acil servis sürekli doluysa, hemşire sayısı yetersizse, hasta yakını saatlerdir bilgi alamıyorsa, güvenlik önlemleri zayıfsa, çalışan nöbetten çıkamamışsa ve toplumda sağlık çalışanına yönelik güvensizlik yayılmışsa, o ortamda “iletişimi düzeltelim” demek tek başına yeterli değildir [2], [10].

Kaynağa göre kök nedenler birkaç başlıkta toplanabilir:

Birincisi, sağlık sisteminin yapısal baskılarıdır. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın erişimi artırırken aynı zamanda hasta talebini yükselttiği, performans baskısını artırdığı, hasta memnuniyetini merkezi bir ölçüt hâline getirdiği ve hasta-hekim ilişkisindeki güven dengesini zorladığı belirtilmektedir [2]. 2002’de 208 milyon olan hekime başvuru sayısının 2023’te 1 milyara yaklaşması, sistem üzerindeki talep baskısını göstermektedir [45].

İkincisi, iş yükü ve zaman baskısıdır. Türkiye’de hekim başına düşen nüfusun OECD ve Avrupa ülkelerine göre yüksek olması, buna karşılık kişi başına yıllık doktor başvuru sayısının yüksek seyretmesi, muayene sürelerini çok kısaltmaktadır [9], [44], [45]. Kaynakta TTB raporlarının muayene sürelerinin 5 dakikaya kadar düştüğüne dikkat çektiği aktarılmaktadır [2]. Kısa muayene süresi hem hasta memnuniyetsizliğini artırır hem de hekimin etkili iletişim kurmasını zorlaştırır.

Üçüncüsü, cezasızlık algısıdır. Şiddet uygulayan kişilerin yeterince caydırıcı ceza almadığına dair yaygın bir inanç vardır [2]. Kaynakta 2022 verilerine göre şiddet uygulayan 494 saldırgandan yalnızca 96’sının tutuklanmasının bu algıyı güçlendirdiği belirtilmektedir [10]. Eğer saldırgan, yaptığı eylemin ciddi bir sonucu olmayacağını düşünüyorsa, şiddetin eşiği düşer.

Dördüncüsü, sağlık çalışanlarının değersizleştirilmesidir. Politik söylemde, medyada veya gündelik dilde sağlık çalışanlarını suçlayıcı, hedef gösterici veya itibarsızlaştırıcı ifadeler kullanıldığında, bu durum toplumdaki güven ilişkisini zedeler [2]. Sağlık çalışanı “hizmet veren profesyonel” olmaktan çıkıp öfkenin yöneltildiği kolay hedef hâline gelebilir.

Beşincisi, toplumsal şiddet iklimidir. Kadına yönelik şiddet, trafikte saldırganlık, sosyal medya linçleri, hak aramayı bağırmakla veya tehdit etmekle karıştırma gibi davranış biçimleri sağlık kurumlarına da taşınmaktadır [2]. Sağlık kurumu toplumdan ayrı steril bir alan değildir; toplumdaki gerilim oraya da girer.

Türkiye dünyada nerede duruyor?

Kaynak, Türkiye’deki sağlıkta şiddet meselesini küresel bağlamla da karşılaştırıyor. Dünya genelinde sağlık çalışanlarına yönelik işyeri şiddeti ciddi bir sorundur. WHO, ILO ve ICN gibi kuruluşların raporlarında sağlık çalışanlarının önemli bir bölümünün şiddete maruz kaldığı; sözel şiddet dahil edildiğinde oranların %50’nin üzerine, hatta %62’ye kadar çıkabildiği belirtilmektedir [8].

Ancak Türkiye’de bildirilen oranlar birçok ülke ile karşılaştırıldığında oldukça yüksektir. Kaynakta Türkiye için hekimlerde yaşam boyu şiddet maruziyetinin %83–84 civarında bildirildiği; son 12 ayda şiddete maruz kalma oranının %44,7 olduğu aktarılmaktadır [10], [12]. Almanya’da aile hekimlerinde %91, Çin’de acil servislerde %90, Hindistan’da %77,3, ABD acil servislerinde %47 gibi oranlar bildirilen çalışmalar da yer almaktadır [10].

Burada önemli olan yalnızca şiddet oranı değildir. Türkiye’de düşük hekim yoğunluğu ve yüksek doktor başvuru sıklığı aynı anda bulunmaktadır [9], [44], [45]. Yani daha az sayıda hekim, daha fazla başvuruya yanıt vermeye çalışmaktadır. Bu durum sistemsel gerilimi artırır. Kaynakta Türkiye’de 1000 kişiye 2,18 hekim düştüğü, bunun Avrupa’daki en düşük oranlardan biri olduğu; buna karşılık yıllık kişi başı doktor başvuru sayısının OECD ortalamasının üzerinde olduğu aktarılmıştır [9], [44], [45].

Basitçe söyleyelim: Hasta çok, başvuru çok, hekim az, zaman kısa, beklenti yüksek. Bu formül, şiddet riskini azaltmaz; tam tersine artırır.

Sağlıkta şiddet sağlık çalışanına ne yapar?

Şiddetin sağlık çalışanı üzerindeki etkisi yalnızca olay anındaki fiziksel yaralanma değildir. Asıl yıkım çoğu zaman psikolojik ve mesleki düzeydedir. Şiddete uğrayan veya şiddete tanık olan sağlık çalışanı korku, kaygı, öfke, çaresizlik, aşağılanma, suçluluk ve hayal kırıklığı yaşayabilir [2]. Depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu, uyku sorunları, konsantrasyon güçlüğü ve tükenmişlik gelişebilir [2].

Lokman Hekim Sağlık Vakfı çalışmasında şiddete maruz kalan doktor ve sağlık çalışanlarının %77’si bağırma, %63’ü tehdit, %58’i aşağılanma gibi psikolojik/sözel şiddet türlerini deneyimlediğini belirtmiştir [11].

Bu psikolojik yük zamanla mesleki davranışları da değiştirir. Sağlık çalışanının iş doyumu azalır. Mesleğe bağlılığı zayıflar. İşe devamsızlık artabilir. Bazı hekimler riskli alanlardan uzaklaşmak ister. Bazıları mesleği bırakmayı düşünür. Bazıları yurt dışına gitmeyi seçenek olarak görür. Kaynakta sağlıkta şiddet korkusu ile beyin göçü eğilimi arasında ilişki kuran çalışmalar da yer almaktadır [6], [8].

Bir başka önemli sonuç da savunmacı tıptır. Hekim kendini korumak için gereksiz tetkik isteyebilir, riskli hasta gruplarından kaçınabilir veya kararlarını tıbbi gereklilikten çok hukuki ve fiziksel güvenlik kaygısıyla şekillendirebilir [2], [25]. Bu ise hem sağlık sistemine maliyet bindirir hem de hasta bakımının niteliğini bozar.

Sağlıkta şiddet hastayı da vurur

Bu konuyu sadece sağlık çalışanlarının sorunu gibi görmek büyük hata olur. Sağlıkta şiddet hastaları da doğrudan etkiler.

Bir acil serviste şiddet olayı yaşandığında hizmet aksar. Güvenlik çağrılır. Personel olayla ilgilenir. Diğer hastalara ayrılacak zaman azalır. Çalışanların motivasyonu düşer. Olay sonrası sağlık çalışanı işine aynı dikkat ve ruh hâliyle devam edemeyebilir. Şiddet nedeniyle meslekten ayrılan veya başka ülkeye giden sağlık çalışanları, sistemde personel açığını büyütür [2], [6], [7].

Bu da daha uzun bekleme süreleri, daha kısa muayene süreleri, daha yorgun sağlık personeli ve daha kırılgan bir sağlık sistemi anlamına gelir. Yani bugün bir doktora yönelen şiddet, yarın başka bir hastanın tedaviye ulaşmasını geciktirebilir.

Sağlıkta şiddet ayrıca hasta-hekim güven ilişkisini de yıkar [2]. Güvenin olmadığı yerde iyi tıp yapılamaz. Hekim hastasından çekinir, hasta hekime güvenmez, hasta yakını sisteme öfke duyar, sağlık çalışanı savunmaya geçer. Bu ilişki bir kez bozulduğunda, sağlık hizmeti mekanik bir işlem hâline gelir; oysa tıp yalnızca reçete yazmak veya tetkik istemek değildir. Tıp aynı zamanda güven ilişkisidir.

Peki çözüm ne?

Kaynağın en güçlü taraflarından biri, çözümü tek bir başlığa sıkıştırmamasıdır. Çünkü sağlıkta şiddet tek bir nedenle ortaya çıkmadığı gibi tek bir önlemle de çözülemez. Ne sadece hastane girişine metal dedektör koymak yeterlidir, ne sadece iletişim eğitimi vermek, ne sadece cezaları artırmak, ne de sadece kampanya yapmak.

Çözüm çok katmanlı olmalıdır.

İlk olarak yasal çerçeve güçlendirilmelidir. Sağlıkta şiddetin özgün niteliğini dikkate alan kapsamlı bir düzenleme yapılması, cezaların caydırıcı biçimde uygulanması, erteleme ve denetimli serbestlik gibi uygulamaların cezasızlık algısı yaratmayacak şekilde ele alınması gerekir [2]. TTB ve diğer meslek örgütlerinin özel ve kapsamlı bir “Sağlıkta Şiddet Yasası” talebi bu bağlamda değerlendirilmektedir [2].

İkinci olarak Beyaz Kod sistemi güçlendirilmelidir. Sağlık çalışanı bildirim yaptığında yalnız kalmayacağını bilmeli; hukuki süreç şeffaf, hızlı ve takip edilebilir olmalıdır [1], [16], [35]. Bildirimlerin sonuçsuz kaldığı algısı kırılmadıkça raporlamama sorunu devam eder. Beyaz Kod’un yanında risk daha olay başlamadan fark edildiğinde devreye girecek erken uyarı mekanizmaları önemlidir; Gri Kod gibi girişimler bu açıdan dikkatle izlenmelidir [36].

Üçüncü olarak hastane güvenliği risk temelli yeniden düzenlenmelidir. Acil servisler, psikiyatri servisleri, gece vardiyaları, ambulans hizmetleri ve yoğun hasta trafiği olan poliklinikler farklı güvenlik planlarına ihtiyaç duyar [2]. Yeterli ve eğitimli güvenlik personeli, kamera ve alarm sistemleri, güvenli alan tasarımı, bekleme alanlarının düzenlenmesi, hasta ve hasta yakını bilgilendirmesinin güçlendirilmesi, yalnız çalışmanın önlenmesi ve hızlı müdahale ekipleri gibi uygulamalar önemlidir [2], [25], [35].

Dördüncü olarak sağlık sisteminin yükü azaltılmalıdır. Birinci basamak güçlendirilmeden, personel sayısı artırılmadan, muayene süreleri insani ve bilimsel standartlara yaklaştırılmadan, performans baskısı ve hasta memnuniyeti odaklı tek taraflı ölçüm anlayışı gözden geçirilmeden sağlıkta şiddetin kök nedenlerine dokunmak mümkün değildir [2], [9], [44], [45].

Beşinci olarak toplumsal dil değişmelidir. Sağlık çalışanını değersizleştiren, hedef gösteren, sürekli suçlayan dil terk edilmelidir [2]. Medya sağlıkta şiddet haberlerini sansasyonel değil, sorumlu bir dille vermelidir. Toplumda sağlık okuryazarlığı artırılmalı; hastalara triyajın ne olduğu, acil servisin nasıl işlediği, hekimin her talebi yerine getirmek zorunda olmadığı, usulsüz rapor veya reçete talebinin sağlık hizmeti olmadığı anlatılmalıdır [10].

Altıncı olarak sağlık çalışanlarının ruhsal ve hukuki desteği güçlendirilmelidir. Şiddete uğrayan sağlık çalışanı yalnız bırakılmamalıdır. Psikolojik destek, hukuki danışmanlık, olay sonrası değerlendirme, akran destek programları ve kurumsal sahiplenme mekanizmaları güçlendirilmelidir [2]. Şiddet sonrası “geçmiş olsun, işine dön” yaklaşımı kabul edilemez. Bu insanlar travma yaşıyor; bu travmanın adı konmalı ve destek sağlanmalıdır.

Şiddetin normalleşmesine izin vermemek

Benim bu yazıda özellikle altını çizmek istediğim nokta şu: Sağlıkta şiddetin en tehlikeli taraflarından biri, zamanla normalleşmesidir.

Bir doktorun hakarete uğraması “olur böyle şeyler” diye geçiştiriliyorsa, hemşireye bağırılması “hasta yakını üzgündü” diye mazur görülüyorsa, güvenlik görevlisinin darp edilmesi sıradan bir olay gibi değerlendiriliyorsa, acil servis çalışanları her nöbete “bugün başımıza ne gelecek?” kaygısıyla başlıyorsa, orada sadece çalışan güvenliği değil, toplumun vicdanı da yara almış demektir.

Sağlık çalışanı, hastanın acısını anlamak zorundadır; evet. Ama hasta ve hasta yakını da sağlık çalışanının insan olduğunu, sınırsız kapasiteye sahip olmadığını, her talebi yerine getiremeyeceğini, tıbbi önceliğin bağırana göre değil ihtiyaca göre belirlendiğini anlamak zorundadır.

Şiddet hiçbir şekilde hak arama yöntemi değildir. Hekime bağırmak tedaviyi hızlandırmaz. Hemşireyi tehdit etmek bakım kalitesini artırmaz. Güvenlik görevlisine saldırmak sistemi düzeltmez. Tam tersine, zaten yük altında olan sağlık sistemini daha da kırılgan hâle getirir.

Son söz

Türkiye’de sağlıkta şiddet, sadece sağlık çalışanlarının mesleki güvenlik sorunu değildir. Bu, sağlık sisteminin sürdürülebilirliğiyle, toplumun şiddete bakışıyla, hukuka güvenle, sağlık politikalarıyla, hastane organizasyonuyla, medya diliyle ve hepimizin sağlık hizmetinden ne beklediğiyle ilgili çok büyük bir toplumsal meseledir.

Eğer bir ülkede sağlık çalışanları kendilerini güvende hissetmiyorsa, o ülkede hastalar da uzun vadede güvende değildir. Çünkü iyi sağlık hizmeti; korku, tehdit ve baskı altında değil, güvenli ve saygılı bir ortamda verilebilir.

Sağlıkta şiddeti azaltmak için önce şu basit gerçeği kabul etmeliyiz: Hastane, öfkenin boşaltıldığı bir yer değildir. Acil servis, hesap sorma alanı değildir. Poliklinik, tehdit yeri değildir. Ambulans, saldırı hedefi değildir. Sağlık çalışanı da toplumun öfkesini taşıması gereken bir günah keçisi değildir.

Sağlık çalışanına sahip çıkmak, aslında kendi sağlığımıza sahip çıkmaktır.

Kaynakça(70)
  1. Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddeti Önleme Politikası, Siyaset Muharrem Kılıç | Kriter Dergi, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://kriterdergi.com/siyaset/saglik-calisanlarina-yonelik-siddeti-onleme-politikasi
  2. www.ttb.org.tr, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.ttb.org.tr/userfiles/files/saglikta-siddet-calistayi-calistay-raporu.pdf
  3. www.imdat.org, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.imdat.org/media/raporlar/2023_SAGLIKTA_SIDDET_RAPORU.pdf
  4. SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET HABERLERİNİN İÇERİK ANALİZİ CONTENT ANALYSIS OF VIOLENCE NEWS FOR HEALTH EMPL \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1947690
  5. Sağlık-Sen 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.sagliksen.org.tr/haber/12308/saglik-sen-2022-yili-saglikta-siddet-raporu
  6. Sağlıkta Şiddete Son\! \- Türkiye Raporu, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://turkiyeraporu.com/arastirma/saglikta-siddete-son-9204/
  7. sağlıkta şiddet \- TRDizin, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/265990/saglikta-siddet
  8. Fear of violence and brain drain analysis among healthcare workers in Turkey \- PMC, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11687030/
  9. Turkey has the fewest number of doctors per capita in Europe: Eurostat \- Turkish Minute, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://turkishminute.com/2023/09/25/turkey-has-fewest-number-doctor-per-capita-europe-eurostat/
  10. Guardians of health under fire: Understanding and combating ..., erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11066614/
  11. SAĞLIKTA ŞİDDET ARAŞTIRMASI RAPORU \- Lokman Hekim Sağlık Vakfı, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.lokmanhekimsv.org/wp-content/uploads/2024/04/LHSV-SAGLI%C2%B7KTA-SIDDET-ALGI-CALISMASI-KANTI-RAPORU.pdf
  12. Workplace Violence in the Health Sector in Turkey: A National Study \- PubMed, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26124224/
  13. Violence in healthcare at a glance: The example of the Turkish physician \- ResearchGate, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.researchgate.net/publication/344428208_Violence_in_healthcare_at_a_glance_The_example_of_the_Turkish_physician
  14. Sağlik Çalişanlarina Şiddet ve Şiddet Oranlari \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2945416
  15. Comparison of Quality and Content of Violence Guidelines For The Health Care Sector \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/453716
  16. dergipark.org.tr, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3299570
  17. Violence against healthcare workers: Comparison of Türkiye and Germany, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://journals.gen.tr/index.php/joa/article/download/2252/1516
  18. “Beyaz Kod”a başvuran sağlıkçı sayısı 101 bine yükseldi \- Bianet, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://bianet.org/haber/beyaz-kod-a-basvuran-saglikci-sayisi-101-bine-yukseldi-264392
  19. Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet \- TRDizin, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/174875/saglik-calisanlarina-yonelik-siddet
  20. SAĞLIKTA ŞİDDETİN BEYAZ KOD VERİLERİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ: KIRKLARELİ İLİ ÖRNEĞİ \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/tr/pub/kjhs/issue/76967/1227413
  21. Sağlık Çalışanına Uygulanan Hasta ve Hasta Yakını Şiddeti ve İletişim \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/tr/pub/arsagbil/issue/77020/1289527
  22. Ulusal Tez Merkezi | Anasayfa, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=vXyMF7ag8E1HCoYXO3JWlQ&no=JpP4tjfYaHYkpl3JqhIq2w
  23. Ulusal Tez Merkezi | Anasayfa, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=i6AdQLO7_8--a-LVr87ncA&no=8d8DkZq2qF7-NELyLOuaSQ
  24. Violence against physicians working in public tertiary care hospital of Bangladesh: a facility-based cross-sectional study | BMJ Open, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://bmjopen.bmj.com/content/14/3/e080244
  25. Workplace violence in healthcare settings: The risk factors ..., erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9206999/
  26. Sağlıkta Şiddet Haberleri | Onedio \- Sosyal İçerik Platformu, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://onedio.com/saglikta-siddet-haberleri
  27. Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü'nde sağlık emekçilerinden çağrı: TTB'nin hazırladığı sağlıkta şiddet yasası yürürlüğe girmelidir \- Evrensel, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.evrensel.net/haber/550374/saglikta-siddete-karsi-mucadele-gununde-saglik-emekcilerinden-cagri-ttbnin-hazirladigi-saglikta-siddet-yasasi-yururluge-girmelidir
  28. sağlıkta şiddet – SES \- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://ses.org.tr/tag/saglikta-siddet/
  29. Sağlık Çalışanları İçin Beyaz Kod Uygulaması (2024), erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.akademikhukuk.org/saglik-calisanlari-icin-beyaz-kod-uygulamasi/
  30. Beyaz Kod Nedir? Beyaz Kod Tutanağı ve Yapılması Gerekenler \- Hekimsen Sendikası, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://hekimsen.org/gonderiler/gonderi/detay/beyaz-kod-ve-yapilmasi-gerekenler/57
  31. (PDF) Şiddete yönelik beyaz kod verilerin değerlendirilmesi \- ResearchGate, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.researchgate.net/publication/345735345_Siddete_yonelik_beyaz_kod_verilerin_degerlendirilmesi
  32. Violence against healthcare professionals in intensive care units: a systematic review and meta-analysis of frequency, risk factors, interventions, and preventive measures \- PubMed, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38409034/
  33. Contemporary evidence of workplace violence against the primary healthcare workforce worldwide: a systematic review \- PubMed, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37833727/
  34. Workplace Violence Prevention Standards \- The Joint Commission, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.jointcommission.org/-/media/tjc/documents/standards/r3-reports/wpvp-r3-30_revised_06302021.pdf
  35. Cukurova Medical Journal Şiddete yönelik beyaz kod verilerin değerlendirilmesi \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1129140
  36. Hastanelerde şiddete karşı mobil "erken uyarı sistemi" geliyor \- Anadolu Ajansı, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.aa.com.tr/tr/gundem/hastanelerde-siddete-karsi-mobil-erken-uyari-sistemi-geliyor/3049421
  37. Workplace violence against female healthcare workers: a systematic review and meta-analysis \- PubMed, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/39209501/
  38. Prevalence, Characteristics, and Associated Factors of Workplace Violence Against Healthcare Professionals in India: A Systematic Review and Meta-analysis | medRxiv, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2020.01.01.20016295.full
  39. Workplace Violence in Healthcare Settings: A Scoping Review of Guidelines and Systematic Reviews \- ProHIC, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://prohic.nl/wp-content/uploads/2022/12/495-WorkplaceViolencehealthCareProfessionalsSystematicReview.November2022.pdf
  40. International variations in primary care physician consultation time: a systematic review of 67 countries | BMJ Open, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://bmjopen.bmj.com/content/bmjopen/7/10/e017902.full.pdf
  41. Comparisons of Crime in OECD Countries \- Civitas, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.civitas.org.uk/content/files/crime_stats_oecdjan2012.pdf
  42. Turkey Medical Doctors \- Trading Economics, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://tradingeconomics.com/turkey/medical-doctors
  43. Turkey has lowest doctor-to-population ratio in Europe, Eurostat data reveals, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.duvarenglish.com/turkey-has-lowest-doctor-to-population-ratio-in-europe-eurostat-data-reveals-news-63044
  44. Consultations with doctors | OECD, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.oecd.org/en/publications/health-at-a-glance-2023_7a7afb35-en/full-report/consultations-with-doctors_159193ce.html
  45. Sağlık Sistemimiz Sağlık Üretmiyor\! Sağlık İstatistiklerinin Değerlendirmesi \- Ankara Tabip Odası, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://ato.org.tr/haberler/2024-haberleri/2746-saglik-sistemimiz-saglik-uretmiyor-saglik-istatistiklerinin-degerlendirmesi.html
  46. Türkiye: prisons in 2024 \- Prison Insider, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.prison-insider.com/en/countryprofile/turkiye-2024
  47. List of countries by intentional homicide rate \- Wikipedia, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_countries_by_intentional_homicide_rate
  48. Crime statistics \- Statistics Explained \- European Commission, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Crime_statistics
  49. Turkey leads Europe in prison population, number of inmates per capita \- Turkish Minute, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://turkishminute.com/2024/05/07/turkey-lead-europe-prison-population-number-of-inmate-per-capita/
  50. Prison statistics \- European Commission, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Prison_statistics
  51. Turkey | World Prison Brief, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.prisonstudies.org/country/turkey
  52. Turkey: Freedom in the World 2024 Country Report, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-world/2024
  53. Turkey: Country Profile \- Freedom House, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://freedomhouse.org/country/turkey
  54. Turkey: Freedom in the World 2022 Country Report, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-world/2022
  55. static.poder360.com.br, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://static.poder360.com.br/2025/03/the-economist-democracia-.pdf
  56. Democracy Index (2024) as per The Economist | France, Italy, India, USA etc are classified as "Flawed Democracy" : r/MapPorn \- Reddit, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.reddit.com/r/MapPorn/comments/1izessj/democracy_index_2024_as_per_the_economist_france/
  57. Turkey Overview: Development news, research, data | World Bank, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.worldbank.org/en/country/turkey/overview
  58. GDP per capita, PPP (current international $) \- Turkiye \- World Bank Data, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.PP.CD?locations=TR
  59. Big Mac Prices in Turkey Break Records, Surpassing Global Average \- FTN news, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://ftnnews.com/travel-news/news-from-turkey/big-mac-prices-in-turkey-break-records-surpassing-global-average/
  60. Big Mac Index by Country 2025 \- World Population Review, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://worldpopulationreview.com/country-rankings/big-mac-index-by-country
  61. Health system efficiency in OECD countries: dynamic network DEA approach \- PMC, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8513208/
  62. SAĞLIKTA ŞİDDET ÇALIŞTAYI \- Türk Tabipleri Birliği, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.ttb.org.tr/sagliktasiddet.php
  63. AREL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ DERGİSİ \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3110835
  64. Workplace Violence in Healthcare Settings: Risk Factors and Protective Strategies \- PMC, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8890760/
  65. Interventions for Workplace Violence Prevention in Emergency Departments: A Systematic Review \- MDPI, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.mdpi.com/1660-4601/18/16/8459
  66. Flört Şiddeti: Bir Gözden Geçirme-Dating Violence: A Review \- Psikiyatride Guncel Yaklasimlar, erişim tarihi Nisan 18, 2025 http://www.psikguncel.org/archives/vol12/no4/cap_12_04_02.pdf
  67. SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDETİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ÖNLENMESİ HAKKINDA GÖRÜŞÜ \- Türkiye Biyoetik Derneği, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://biyoetik.org.tr/gorusler/saglik-calisanlarina-yonelik-siddetin-degerlendirilmesi-ve-onlenmesi-hakkinda-gorusu/
  68. Sağlıkta Şiddetin Beyaz Kod Verileri ile Değerlendirilmesi \- Medical Journal of Bakirkoy, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://bakirkoymedj.org/pdf/580eb5e7-1480-44a6-9404-b8b7446acbcb/articles/BTDMJB.galenos.20190918115436/BTD-15-393-En.pdf
  69. Guidelines for Preventing Workplace Violence for ... \- OSHA, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://www.osha.gov/sites/default/files/publications/osha3148.pdf
  70. Sağlık kurumlarında yaşanan şiddetin değerlendirilmesi: Eğitim ve araştırma hastanesi örneği \- DergiPark, erişim tarihi Nisan 18, 2025 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1018813
Dr. Emre Gecer

Dr. Emre Gecer

Yazar

İlgilendiğim bazı şeyler var. Sinema kuramı, senaryo mekaniği, sanat akımları, jazz müzik, finans teorisi, python, yapay zeka, makine öğrenmesi ve tıpın ilgimi çeken konuları gibi. Bunlar hakkında not düşebileceğim, düşüncelerimi paylaşabileceğim bir alan yaratmak istedim. Birazda hayatın içinden anlar, hikayeler eklerim diye düşünüyorum. Buranın zamanla gelişeceğine inanıyorum, belki de uzun vadede bambaşka bir şeye dönüşür. Neden olmasın?